Ceza Hukukunda Hukuka Aykırı Arama

Türk Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) md. 116-134 arasında düzenlenen arama, suç delillerini elde etmek veya şüpheliyi yakalamak amacıyla yapılan bir koruma tedbiridir. Arama, kişi haklarını (özellikle Anayasa md. 20-21’de korunan konut dokunulmazlığı ve özel hayatın gizliliği) doğrudan kısıtladığı için hukuka uygunluk şartlarına sıkı sıkıya bağlıdır. Hukuka aykırı arama ise bu şartlara uyulmadan yapılan aramadır ve delil yasaklaması ile disiplin/suç sorumluluğu doğurur.

 

Hukuka Uygun Arama Şartları

  1. Karar Şartı
    • Konutta/gece arama: Hâkim kararı gereklidir (CMK md. 119/1).
    • Gecikmede sakınca varsa: Cumhuriyet savcısı kararıyla yapılabilir; 24 saat içinde hâkime onaylatılır.
    • Diğer yerlerde: Savcı veya kolluk yazılı emri yeterlidir.
  2. Şekil Şartları
    • Arama emri/kararı yazılı ve gerekçeli olmalıdır.
    • Tanık huzuru zorunludur (CMK md. 117).
    • Arama orantılı ve en az zararla yapılmalıdır.
  3. Zaman Şartı
    • Gece (20:00-06:00) konutta arama yasaktır (istisna: gecikmede sakınca).

Hukuka Aykırılık Halleri

Hukuka Aykırılık Türü

Örnek

Sonuç

Kararsız arama

Hâkim/savcı kararı olmadan konut araması Delil yasaklanır (CMK md. 206/2-a, 217/2)
Gecikmede sakınca yokken gece arama

Gece 22:00’de önceden planlanmış arama Hem delil hem sorumluluk

 

Tanık olmadan arama

Tanık bulundurmadan araç araması Delil yasaklanabilir
Aşırı/yok etme

Gereksiz yere eşyalara zarar verme Tazminat + suç (TCK md. 257)

 

Hukuka Aykırılığın Sonuçları

  1. Delil Yasağı
    • CMK md. 206/2-a: Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller hükme esas alınamaz.
  2. Hukuki Sorumluluk
    • Disiplin: Kolluk personeline disiplin cezası.
    • Ceza: Görevi kötüye kullanma (TCK md. 257).
    • Tazminat: Devlet aleyhine tazminat davası (AY md. 129, 1413 s. Kanun).
  3. İstisna: İyi niyet
    • Yargıtay, açık ve yakın tehlike halinde kolluğun karar almadan arama yapabileceğini kabul eder (örneğin, intihar girişimi). Ancak bu istisnaidir.

 

Sonuç

Hukuka aykırı arama, delil yasaklamasının en sık karşılaşılan nedenidir. Uygulamada kararsız/gece aramaları ve tanık bulundurulmaması en yaygın hukuka aykırılıklardır. Yargıtay içtihatları, ‘’hukuka uygunluk bilincini’’ kolluktan beklemekte; aksi halde hem delil hem sorumluluk doğmaktadır. Arama tedbirinin orantılılık ve gereklilik ilkelerine uygunluğu, ceza muhakemesinin adil yargılanma hakkını korumanın temel taşıdır.

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14.10.2021 tarih, 2018/232 E. ve 2021/469 K. Sayılı İlamında, “Konutta, yerleşim yerinde, kamuya açık olmayan işyerlerinde ve eklentilerinde hiçbir şekilde önleme araması yapılması mümkün olmayıp bu yerlerde şartları varsa ancak adli arama yapılabilir. Önleme araması idari bir işlem olsa da kural olarak hakim kararıyla yapılmalıdır.” İfadeleri yer almaktadır. PVSK m.9/1, özel hayatın gizliliği ve korunması hakkını sınırlayan arama tedbiri yönünden bu derece geniş anlaşılmaya elverişli değildir. Önleme araması sırasında bir suç ve deliline rastlandığında, artık Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri devreye girmeli, bulunan suç delili yönünden el koyma tedbiri ve devam edecek arama bakımından ise adli arama tatbik edilmelidir.

Önleme aramasında; ihtiyaç olan yerlerde muhtemel tehlike ve suçların önüne geçilmesi amaçlandığından, “somut suç şüphesi” veya “makul şüphe” gibi kavramların varlığına bakılmaz. Bu kavramların olduğu yerde adli kolluk devreye gireceğinden, CMK m.116 ile devamı hükümlerine göre hareket edilmelidir. Anayasa ve kanunlara göre, önleme ve adli aramanın şekil ve şartları ayrıca belirlenmiştir. Başlayan önleme aramasının, adli aramaya ilişkin sebebin ortaya çıktığı durumda devam edeceğine dair kanunlarda bir ibare bulunmamaktadır. Bu halde, adli arama kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan durum varsa da kanunla yetkili kılınan merciin yazılı adli arama emri gerekir. Bu karar veya yazılı emir olmazsa, önleme araması olarak devam eden arama ve bu yolla elde edilen delil hukuka aykırı delil olarak sayılır.

Nitekim Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 28.09.2021 tarih, 2020/4827 E. ve 2021/9271 K. Sayılı İlamında; “Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2013/610-2014/512, 2013/841-2014/513 ve 2014/166-514 Sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; adli arama kararı gerektiren bir olayda önleme araması kararına dayanılarak ya da koşullarına uygun olmayan arama kararı üzerine yapılan arama hukuka aykırıdır. Böyle bir arama sonucu bulunan deliller ya da suçun maddi konusu “hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş” olacağından, Anayasanın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK’nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ve 289. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendi uyarınca hükme esas alınamaz”. İfadeleri yer almaktadır.

Keza Yargıtay 20. Ceza Dairesi’nin 19.03.2018 tarih, 2018/643 E. ve 2018/1456 K. Sayılı İlamında;

”CMK’nın 116 ve 119. maddelerine göre ‘adli arama’ ise, şüphelinin veya sanığın yakalanması ya da suç delillerinin elde edilmesi için yapılan aramadır. Somut bir suçun işlendiği şüphesi varsa önleme araması değil ancak adli arama yapılabilir. Adli arama kararı gerektiren bir olayda önleme araması kararına dayanılarak ya da koşullarına uygun olmayan arama kararı üzerine yapılan arama hukuka aykırıdır. Böyle bir arama sonucu bulunan deliller ya da suçun maddi konusu ‘hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş’ olacağından, Anayasa’nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK’nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ve 289. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendi uyarınca hükme esas alınamayacağından; Somut olayla ilgili adli arama kararı ya da yazılı adli arama emri bulunup bulunmadığının araştırılması, varsa aslı veya onaylı örneğinin getirtilmesi, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması” bozma gerekçesi sayılmıştır.” İfadeleri yer almaktadır.

Yukarıda değinmiş olduğumuz Yargıtay kararlarında da istikrar kazanmış olduğu üzere elde edilen delillerin hukuka aykırı olması sebebiyle hükme esas alınamayacağını bunun bir bozma sebebi olduğunu açıkça ifade etmektedir.